Ümmetin yetimi olmak!

Yetim bir peygamberin yetim ümmedine…

Son zamanlarda daha iyi anlıyorum yetim olduğumuzu, yetim kaldığımızı. Beldelerimiz yetim, köylerimiz yetim,  kıblegahımız  yetim… Ama her şeye rağmen iyimseriz. Belki de İslam’ın üzerimizde en çok etki bırakan yönü bu. Farzı ve sünneti unutup dünyalığa dalmışlığımız çok olmuştur. Ama ümidimizi ve iyimser bakış açımızı kolay kolay kaybetmiyoruz. En sıkıntılı ve en zor zamanlarda bile bir ayet sıcaklığı fısıldıyor kulağımıza “Rabbin seni terk etmedi” diye.

Ümmetin sığınağı haline gelen ayeti kelimelerden sadece biri. Ne güzel özetliyor  Yaradan’ın yarattığına sahip çıkışını, ne güzel özetliyor ümitsizliğin olmadığını. Peki Yaradan yarattığının hep yanında ibaresinden bizim anladığımız ne? Anlamamız gereken ne? Belki de en önemlisi ikinci kısım olan anlamamız gereken ne sorusu.

Ümmetin bir yetimi olarak son günlerde anladığımı anlatmak istiyorum.

Bir kere daha gördük İslam beldelerinin yalnızlığını, bir kere daha gördük sessiz yığınların çığlığını ve en üzücü olanı da İslam ülkelerinin dağınıklığını.

Kendi öz değerlerini unutup evinde oturan krallar, şeyhler ve liderler gördük dindaşları, vatandaşları diri diri yakılırken. Hiçbir şey olmamış gibi olanları izleyip alçak topluluk ve oluşumlardan ümit bekleyen bir ümmet olduk. Ne yazık ki!

Suriye’de, Filistin’de, Afganistan’da, Çeçenistan’da, Mısır’da, Çin’de ve daha nice beldelerde gerçek yüzlerini defalarca gördüğümüz ülkelerden hala medet umar hale nasıl geldik. Bu sorunun üzerinde uzun uzadıya düşünüp analiz etmek gerektiği gerçeğini bir tarafa bırakıyorum şimdilik. 

Ve arakan gerçeği öğretti bize 

İnsanı insanlığından utandıran beldenin adıdır Arakan. Kendi vatanlarında parya yemiş, kendi şehrinin muhaciri olan zavallı insanlar. Peki bu masum insanlara bu zulüm yapılırken dünya neden sessiz kaldı. Küfür tek millettir gerçeğini bir kere daha gözler önüne seren bu duruma şaşırmadık ama sözde İslam ülkelerin bu vahşete sessiz kalması bu sefer herkesi şaşırttı. Çünkü bu vahşetin kabul edilir bir tarafı yoktu. Ama ne yazık ki hem insanlık hem de sözde İslam ülkeleri bu çetin sınavı geçemedi ve sınıfta kaldı. Peki bu süreçte kazanan kim oldu.

Tüm insanların hemfikir olacağı bir cevap var aslında. Bu sürecin kazananı, mazlum ve mahzun her coğrafyanın yanında duran; din, dil ve ırk ayrımı yapmadan zor durumda olanların yanına ilk koşan; sözde demokratik ülkelerin sessiz kaldığı zulme ses çıkaran; kendi dilinin değerlerini unutmayan ve her defasında Dünya’ya insanlık dersi veren Türkiye bu sürecin tek kazananı.

Yazının ortalarında sorduğum sorunun cevabı da bunda saklı…

  Yaradan’ın yarattığını nasıl terk etmediğini ve nasıl sahip çıktığını adeta bize özetliyor.  Tüm dünya sessiz kalıp sözüm ona İslam ülkeleri Ebabiller’den umut beklerken Türkiye tüm tabuları yıkıp dünyaya insanlık dersi verdi. Bangladeş’e ekonomik yardımda bulunup mazlum insanların tüm ihtiyaçlarını karşılama taahhüdü verip yüzbinlerce insanın ölümünü engelledi. Peki insanlık dersi verip Suriye’den giden bin tane mülteciye bile tahammül edemeyen ve sınır dışı eden Avrupalılar neden sessiz kaldı. Bunun cevabı da gayet açık aslında. Çünkü ölenler (Muhammed’i) (s.a.v) yani kendi dinlerinden değil. Onlara göre terörist. Ama asıl terörist onlar farkında değiller.

Her durumda insanların yardımına koşan Türkiye bunun doğal sonucu olarak içerden ve dışardan birçok hain ve düşmanla uğraşıyor ama buna rağmen asla pes etmiyor yolundan dönmüyor ve doğru bildiğinden şaşmıyor. Kim ne der diye dert etmiyor. Tek derdi ümmetin derdiyle dertlenmek olan bir lideri var. Umut kelimesiyle birlikte adı anılan bir lider ve aynı çizgide olan değerli bir ailesi ve ekibi var. Arakan gibi zorlu bir yerde onca zulüm ve zorluğu gören insanları izlerken bile tüyleri diken diken eden o insanların olduğu yere tüm tabuları yıkarak eşi sn. Emine Erdoğan Hanımefendiyi ve beraberinde çocuklarını gönderip oraya aile şefkati ile ümmet şuurunu taşıyan Sn. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a sonsuz şükranlarımı sunuyorum. 

Alışagelmişin dışında bir Cumhurbaşkanı olduğunu bir kere daha tüm ülkeye ve dünyaya gösterdi. Emine Erdoğan hanımefendi ise tüm makamların üzerinde olan annelik makamının ulviliğini, kutsallığını ve sıcaklığını oradaki insanlara ve insanlıktan nasibini almamış first lady’lere gösterdi.

Sonuç olarak Nuri Pakdil hocanın dediği gibi Umut kelimesi yerine bir kere daha “Türkiye” denildi. Arakan da insan kazandı, insanlık kazandı, Türkiye kazandı.

Tüm bu güzellik ve iyilikler için ümmetin bir yetimi olarak Sayın; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, eşi Emine Erdoğan Hanımefendiye, oğlu Bilal Erdoğan Abimize, samimiyetini sarıldığı her insana içtenlikle hissettiren ve orda ki mazlumların derdiyle dertlenen sayın Ravza Kavakçı Kan ve ekibine ve bu kutsal görevde bulunan tüm insanlara sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Allah sizin gibi iyilerin sayısını arttırıp, sizlerden ve yaptığınız güzel hizmetlerden razı olsun.

Saygılarımla.

Etiketler:
YORUMLAR

© 2014 Arz Haber. Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz!


YUKARI ÇIK
popüler cevap dünya atlası