Hem Zehir Hem Bal…

Allah’ın varlığına işaret eden üç ayeti kerime vardır.

Arıdan bal ve zehir...

Kan ve fışkıdan süt...

Odundan meyve…

Arılar hem zehir hem de bal üretebiliyorlar. Ne zehir bala karışıyor. Ne de bal zehire. Bu durum mucize yaratıcının varlığına en güzel delil olsa gerek…

Sevgili Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim de; Nahl suresi ismini altmış sekizinci ayette geçen "Nahl" kelimesinden almaktadır. Nahl ‘‘Bal arısı’’ demektir. Surenin ismi, Allah'ın yaratıcı kudretinin bir arıda nasıl tecelli ettiğine işaret etmektedir.

Bal arısı yaratılış açısından ve kendisine verilen vazifece mükemmel bir varlıktır. Çiçek tozlarını toplayarak karnında oluşturduğu şifa kaynağı ile canlı bir makine gibidir adeta...

Hem toplar hem balı oluşturur hem de biz insanlara özenle sunar…

Küçücük karnında o şifalı şerbeti olan balı özenle saklarken süngüsünde bulunan ve kendisini korumaya yarayan zehrini bu şerbete bulaştırmaz. Hiç bir tesadüf ve nizamsızlık da oluşmaz ki bu iki maddeyi birbirine karıştırsın. İşte bu mucize yüce rabbimizin kudretinin işaretidir…

Gelelim ikinci ayeti kerime de anlatılan süt mucizesine…

Bu ikinci ayeti kerime de İneklerin, koyunların ve yavrularını sütle besleyen canlıların göğüslerinde oluşturdukları mucizevi sıvı olan sütten bahsediyor. Bu sütün ki içerisinde protein, karbonhidrat, mineral ve vitamin olarak ne gerekliyse bulunuyor. Bittikçe yenisi geliyor. Bunlardan hiç birisi eksik olmuyor. Bu içerik sayesinde yavrular düzenli ve kolay bir şekilde büyüyebiliyor. Bu maddeler sütün içinde olmasa yahut birisi eksik olsa yavruların büyümesi belki de gerçekleşemeyecek.

Bu süt ki; vücudun içerisindeki kan ve irinden protein, vitamin, mineral gibi maddeleri temin etmesine rağmen asla rengi bulanmıyor. Kan yahut irin süte garip bir tesadüfle bile karışmıyor. Halis, beyaz ve temiz bir halde şefkatle yavrulara aktarılıyor. İşte bu da Yüce rabbimizin varlığının en güzel kanıtıdır.

Üçüncü mesele olan odundan meyveleri ise ben ilk defa değerli büyüğüm, babam dediğim insan Çantacı Necmi ağabeyden dinlemiştim. Onun anlatımı o kadar güzeldi ki;

“Allah bize odundan yiyecekler veriyor kızım” diyerek anlattığı odundan meyveler meselesini ikram ettiği bir salkım üzümle çoktan tamamlamıştı bile…

Kupkuru dallardan çıkan, büyüyen ve lezzetlenen bu rengârenk nimetlerin varlığı elbette ki o kâinatın sahibi Allah’ın bize sunduğu hikmetlerdendir.

Her meyve aslında mucizedir. Toprağın üstünde baktığınızda dallı budaklı öylece duran bir ağaç size elma, üzüm yahut hurma sunar. Hiç bir elma ağacı düzensizlik yaparak üzüm vermez mesela bir hasat döneminde de çünkü onun yaratıcısı sanatının güzelliklerini yarattıklarında esirgemeden göstermiştir.

Kuru dallardan rengârenk ürünler bize sunan Allah’ın mucizesidir odundan meyveler aslında…

Üç meseleyle Tevhid bilincinden bahsetmeye çalıştık. Umarım beğenmişsinizdir.

Sevgiyle kalın…

Etiketler:
YORUMLAR

© 2014 Arz Haber. Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz!


YUKARI ÇIK
popüler cevap dünya atlası