Burası benim dünyam olamaz...

  • Eklenme Tarihi: 08 Şubat 2018
  • Okunma: 54
  • Yazar: Hasan Kaya

Yorgunluğu tane tane damlayan ter olarak akıyordu. Terler alnında yanağına, yanağından çenesine, oradan elbisesini yıkarcasına damlıyordu. Sırtındaki arabayı durdurdu. Bir iki soluk çektikten sonra sakin bir köşe gördü. Arabasını o tarafa doğru sürükledi. Topladığı kağıtlarla dolu arabasını köşeye bıraktı ve biraz rahatlamak için köşesine oturdu. Biraz rahat nefes almak istiyordu. Göğüs kafesinin yorgunluktan patlayacağını sandı.

Etrafını sessizce izlemeye başladı. Birazda rahatlamaya çalışıyordu. O dolu arabayla sırtta dolaşmak bayağı yormuştu.

Dakikalar geçiyordu. Etrafını izledi. Yanından geçenlerin umursamazlığına şahit oldu. Edepsizlik yürüyordu sanki; insanlar edepsizliğin yürüyen ayaklı hali gibiydiler. Yaşlı birinin elinden cüzdanını alıp kaçan birine şahit oldu. Az sonra birkaç kişinin bir kişiyi aralarına alıp dövdüklerini, içi acıyarak izledi. Dilenen çocukların çıplak ayakları, kararmış yüzleri, perişan haldeki ellerini gördü. İçinin sızladığını hissetti. Faydasız bir iç burkulmasıydı sadece. Yoksulluğun kimlerde hayat bulduğuna şahit oluyordu.

Bir de ihtişamlı giyimleriyle, yürüyüşleriyle yeri sarstığını sanan, gözleri gökyüzünde gezdirip neyi ezdiğine aldırmayan, sallanan kollarıyla diğer insanların rahat ilerlemesine izin vermeyen; göbeklerinde ikinci bir kişiyi taşıdığı izlenimini veren insanlar vardı. Onlara şüpheyle baktı. Bu insanlar çalışmıyorlar mı diye düşündü. Ama bu servet sahibi görüntü kazançlarının nerden geldiğini düşünmeye sevk etti.

Uzunca bir düşünceye daldı. İkiye bölünmüş bir dünya diye düşündü.

Gelip geçen insanları biraz daha izledi. Ellerinde koca koca telefonlar, kulaklarında kulaklık, dalınan ekranlar ve koskoca dünyanın bir ekrana sığmış sanal alemi. Herkes kendi telefonu içerisinde bir kraldı. Yaşı ufak çocuklar beyinlerini harcıyorlardı, kocaman aletlerle. Oyun bitmişti, sokakların şenlendirildiği.

Yanında ki dükkanda açık olan televizyona baktı. Savaş. Bombardımana uğrayan şehirler. Talan. Ölüm. Ağlayan çocuklar, yaralı insanlar. Ağlayan, feryat eden kadınlar. İçi burkuldu. Göz yaşları süzüldü damla damla gözlerinden. Neler oluyordu bu dünyada böyle diye düşündü. Elini iki eli arasına alıp biraz düşünceye daldı.

Neden bu kötü olaylar oluyordu. İnsanlar neden bu haldeydi. Böyle düşünmüyordu dünyayı. Daha güzel olmalıydı bu dünya. Ama feryat, figan, hüzün, gözyaşı,  boş kafalar, her türlü kötülüğün normalleştiği bir hal, yalnızlık, sahte dünyalar ve faydasız her şey.

Cebinde sakladığı kitabını çıkardı. Geriye doğru yaslanıp okumaya başladı.

“Burası benim dünyam olamaz” ...

 

Hasan Kaya 

Etiketler:
YORUMLAR

© 2014 Arz Haber. Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz!


YUKARI ÇIK
popüler cevap dünya atlası