Öz kimliğini yitiren gençlik

  • Eklenme Tarihi: 20 Şubat 2018
  • Okunma: 390
  • Yazar: Mehmet Aktaş

Kişi , zaman zaman kendine şu soruları sormalıdır. Acaba ben kimim,nereden geldim,niçin geldim , nasıl bir medeniyetin evladıyım diye. Bununla birlikte tarihini de sorgulamalıdır. Çünkü tarih geçmiş yaşantıların ve tecrübelerin kaynağıdır. Tarih toplumların hafızalarıdır âdeta. Bunun yanında geleceğe yön veren pusuladır. Bu sebeple her birey geleceğini doğru bir şekilde planlamak istiyorsa geçmişinden yola çıkmalıdır. Zira geçmiş sorgulanmadan gelecek inşa edilemez. Her medeniyetin dayandığı bir düşünce sistemi ve geçirdiği evreler vardır. Bize düşen de içinde yaşadığımız medeniyeti ve bize etki eden öbür medeniyetleri iyice tahlil edip ders çıkarmaktır.

Günümüz popüler doktrin ve söylemlerine körü körüne bağlı kalmayıp işin bir diğer yüzünü görebilmektir asıl mesele. Öncelikle şu sorulardan başlayalım. Neden bütün ideolojilerin kaynağı batıdır? Batı bu düşünce sistemlerini islâm coğrafyasına enjekte ederek neyi amaçlamıştır? Bu soruların cevapları sosyolojik tahlilleri ile araştırılmalıdır. Bu ideolojilerin hakim olduğu toplumları incelediğimiz zaman bir kaos ortamının oluştuğunu, insanların birçoğunun mutsuz olduğunu ve meşakkatli günler geçirmiş olduğunu görmekteyiz.

Komünizm rüzgarının Rusya 'dan başlayıp dalga dalga tüm dünyada yayılmasının ardından halk buhranlı günler atlatmış buna dayanamayan toplumlar teker teker isyan bayrağını çekmiştir. Aynı şekilde faşizmin öncülüğünü yapan Italya'nın durumu da hüsranla sonuçlanmıştır. İkindi dünya savaşı sonrası dünyanın içinde bulunduğu bunalım bunun en büyük kanıtıdır. İnsanlık tarihî batıdan aldığı hangi düşünce sistemi ile mutlu olabilmiştir? İnsanı bir makineden daha değersiz gören komünizm ile mi? Yahut insanı para üreten bir makine var sayan kapitalizm ile mi? Elbet de hayır. Bütün bu ideolojilerde değersiz olan tek bir şey vardır ki o da insandır şüphesiz.

Bunların hiç biri insanlığı mutlu edememiştir. Küfrün hakim olduğu batı medeniyeti geçmişten günümüze islama savaş açmış ve kalbinde büyük bir nefret biriktirmiştir. Bu nefretine karşılık her an zehirli oklarını bize fırlatmak için fırsat kollamıştır. Buna karşılık biz bu zehirli oklara hedef olmamak için her an teyakkuz halinde olmalıyız. Peki bunu ne kadar başarabiliyoruz? Yadsınamaz bir gerçek var ki islâm medeniyeti asırlarca bilim, teknik, sanat, teknoloji, mimari, felsefi düşünce akımları ve harp alanında yeryüzüne hâkim olmuş, karşısına çıkabilecek bir rakip dahi olmamıştır.

Evet müslümanlar her zaman batıya galip gelmiştir. Batı ise her an yenik durumuna düşmüştür. Müslümanlar karşısında yenilgi üstüne yenilgi yaşayan batılı milletler müslümanlara galip gelmenin yollarını aramışlar. Anlamışlardır ki kaynağını islâm gibi bir dinden alan medeniyeti yıkmanın tek yolu da bu medeniyeti islamdan uzaklaştırmaktır.

Elbet de şunu da biliyorlardı ki islâm Ali'lerin Musab'ların, Enes'lerin, Selahaddin'lerin, Fatih'lerin omuzlarında ALLAH 'ın yardımı ile güçlenmistir.

Demek ki işe genç yüreklerden başlamak gerekiyordu. İste batılılar bütün bunları göz önünde bulundurup var gücüyle zehirli hançerlerini islâm gençliğinin beynine saplamıştır. Batı en büyük kozunu tarihimizi ve dinimizi unutturmakla kullanmıştı. Nasıl ki bir ağacı kökünden sökerseniz o ağaç kurumaya mahkum olursa ; biz de köklerimizi unutursak eğer her an yenilmeye ve yok olmaya mahkum oluruz. Gençleri geçmişe düşman etmekle kalmadılar birçok islâm karşıtı düşünceleri günümüzde popüler hale getirdiler. Özgürlük, moda adı altında genç kızları metalaştırıp her türlü alçak emellerine tertemiz kızlarımızı musallat ettiler. Bizim ruhumuz bile duymadı. Ne de olsa çağa ayak uydurmak lazımdı(!) Çağdaş olmak adına her türlü hayasızlığı yaptırdılar. Öyle bir hâl aldık ki müslüman bir genç kız ile ecnebi bir kızı ayırt dahi edemez olduk.

İslamın kadına yüklediği şeref ve değerden yoksun bırakılırken kızlarımız, bizim şuurumuz mu kapalıydı? Erkeklere gelince komünizm, anarşizm, sağcı, solcu fikirleri ile beyinlerini yıkadılar. Kendi evlatlarımızı birbirine düşürdüler. Öyleki farklı düşüncelere tahammülü bile olmayan bir nesil meydana geldi.

Bilhassa üniversitelerde sıkça rastladığımız gibi karşıt görüşlü bir takım öğrenciler birbirlerine saldırmaktan geri durmuyorlar. Kendi ecdadlarına değil de Hitler, Stalin, Mussolini gibi milyonlarca insanın kanına girmiş vahşi liderlere hayranlık besler oldular.

Sahi ne oldu da bize biz böyle olduk.

Arif nihat asya ne de güzel özetlemiş durumumuzu. Bize bir nazar oldu. Cumamiz pazar oldu Ne olduysa bize Hep azar azar oldu. Siz hiç sırf farklı görünmek için ateist veya deist birine rastladınız mı? Ne kadar acıdır ki gençlerin bir çoğu bu tuzağa düşürülüyor. Evet his ve iman yoksunu bir gençlik yetişiyor.

Bir örnek verecek olursam eğer bir gün tramvaydan inerken peçeli bir kadın gördüm. Yanımdaki kişinin sözleri kulağımda çınladı, tiksindim âdeta. Aynen şunları söylüyordu. "Memleket Suriyeliden geçilmez oldu. " Bu kadar da tahammülsüz olamazdık. Şimdilerde bizden en çok nefret eden yahudiler, bizleri bir zamanlar kurtarıcı olarak görmemişler miydi? Böyle şerefli bir milletin torunları nasıl bu hale gelebilirdi?

Peygamberin sünnetinden bihaber olmuştuk. Oysa şöyle buyurmamış mıydı Peygamber:"Sizden biriniz kendisi için istediği şeyi mümin kardeşi için de istemedikçe gerçek mânâda iman etmiş sayılmaz.

"Sözlerimi Akifin yüzümüze tokat gibi çarpan mısraları ile bitirmek istiyorum. Kardeşliği bıraktık biz, ecnebiyle kaynastık. Sakal sünnet yobazlık, top sakal ise medeni Unuttun sen ey vefasız ehli sünnet dedeni.

Etiketler:
YORUMLAR

Yorumunuz moderatörlerimiz onaylamadığı sürece sadece arkadaşlarınız tarafından görülecektir. İlginiz için teşekkür ederiz.

© 2014 Arz Haber. Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz!


YUKARI ÇIK
popüler cevap dünya atlası