Doğu, batı, insan, mağara, aydınlanma

Doğu ve batının elinden tutup bir kitabın iki kapağı arasına buyur etmek konforlu bir seyahat bana göre. Hem buyur edilenin görkemine hem de buyur edenin meskenine uygundur bu durum. Mamafih bir köşe yazısına buyur etmek her iki taraf için de kolay olmasa gerek.

Bundan önce Doğu ve Batı mefhumlarını, birbirlerine hem bakış hem de duruş yani konumlanma biçimleri ile sohbete konu ettik. Her iki tarafın tekâmül, yaratma, kültür, medeniyet, sanat, ahlak, tarih ve ütopya üzerine görüş ve düşüncelerini, her iki tarafın dünyayı anlama ve algılama süreçleri ile ilgili hayat tarzlarını ideolojilerini tasvip eder.
Bilge Kral; Doğu ve Batı Arasında İslam adlı eserini hazırlarken Batı medeniyeti içerisinde oturan birisi olarak Doğu düşünce ve tahayyülünü mevcut savaş şartları çerçevesinde en barışçıl cümleler ile dizayn etmiştir. Bu bile Doğu nezahetinin, nezaketinin ve nezafetinin takdir ile karşılanmasına vesile olmalıdır. Hiç bir analizci Hitler'in "Kavgam" adlı eseri ile mukayeseye tabi tutmaya cesaret edememiştir.
"Bu kitap teoloji değildir, yazan da teolog değildir. Bu bakımdan kitap, doğrusu aranırsa İslam'ın bu günkü neslin konuştuğu ve anladığı dile tercüme teşebbüsüdür" diyen Bilge;
Dünya görüşlerini üç şekilde tasnif ediyor.
1- Maneviyatçı Dünya Görüşü
2- Materyalist Dünya Görüşü
3- İslami Dünya Görüşü

Eserinde hem özelde hem de genelde vurgu yaptığı çok önemli bir detayı burada hakkını teslim ederek anmak boynumuzun borcu olmalı. Şöyle der;
"Hz Muhammed, mağaradan dönmeye mecburdu. Bu dönüşü yapmasaydı sadece Hanif olarak kalacaktı. Fakat döndüğü için İslam'ın resulü olmuştur. Bu, dâhili ile harici dünyanın, gayb ile aklın, söylem ile eylemin karşılaşmasıydı. İslam tefekkür ile başlamıştı, siyasi ve devlet fikri olarak devam etti. Din, gerçekler dünyasına girerek İslam oldu"
Her düşünür, fikrin doğumundan ölümüne kadar süren hayat serüvenini, ehline tevdi edilerek putlaştırılışını aktarmakla vazifelidir.
Dünyaya nizam vermiş olan Doğu tefekkürü genelde ve özelde İslam düşüncesinin bu gün mağaraya inzivaya çekilme mecburiyetini ve bu mecburiyetin aydın geçinen aydınlanma mağdurları tarafından mahkûm edilişini, her hâlükârda ihanete uğrayan fikirlerin bir şekilde intikamlarını alacaklarını unutmadan "çeliği olanın ekmeği de olur" sözünün sahibi Muscolini'ye nazire cinsinden Doğuya ait bir mütefekkirin, Muhammed İkbal'in sözü ile mukabelede bulunalım.
"Çelikten olanın her şeyi vardır. Hayatın alevi ödünç alınmaz. O ateş kendi ruhun mabedinde yakılmalıdır."

Kitaplara buyur edilmeye alışık olan Doğu ve Batıya, tek sayfalık bir köşe yazısında ayraç bırakarak kendime sorasım var…

Şimdi biz; “doğu-batı-insan-mağara- aydınlanma” ki bunlar birer kelime ise gözlerimizde ya da gönüllerimizde, biz neredeyiz bu kelimelere bakınca ya da akınca…

Etiketler:
YORUMLAR

Yorumunuz moderatörlerimiz onaylamadığı sürece sadece arkadaşlarınız tarafından görülecektir. İlginiz için teşekkür ederiz.

© 2014 Arz Haber. Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz!


YUKARI ÇIK
popüler cevap dünya atlası